30 Ağustos 2018 Perşembe

Hedefi ‘Cumhuriyetçi – demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları "MEHMET ARİF DEMİRER" (No: 2018/34a–30 Ağustos 2018, Ankara) -Falih Rıfkı ATAY: “ATATÜRK, Vatanı Zaferi ile, Milleti Devrimleriyle Kurtarmıştır”

Hedefi ‘Cumhuriyetçi – demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları
No 2018/34a – 30 Ağustos 2018
Falih Rıfkı ATAY: “ATATÜRK, Vatanı Zaferi ile, Milleti Devrimleriyle Kurtarmıştır”
Reşit Galip Caddesi No 101/10, Gaziosmanpaşa, Çankaya, ANKARA
demirer@kemalizm1938.org     0312 446 2045 – f. 0312 436 8036          demirer@dp1946.org
30 AĞUSTOS 2018, 
BU İKİ GAZETEDE ‘ZAFER’ YA HİÇ YOK YADA KÜÇÜCÜK

Bu milli gazete 1976 yılında “Dini bayramlar dışındakileri iptal edelim” diye başlamıştı.
Nurcular ise Zaferle-Maferle ilgilenmez “Risalei Nur” ile yatıp kalkarlar.
***
BUGÜN YAYIMLANAN Atatürk'ü Sevemeyenlerden Siyah Lekeler ve Biz KİTABIMDA ZAFER’in HABERİ DUYULMADAN ÖNCE İSTANBUL’da YAŞANANLAR[1]:
Bu tarihi günlere (26 - 30 Ağustos 1922) bir de İstanbul’dan bakalım :
Gazeteye geldiğim vakit, Anadolu’nun birdenbire kapandığını söylediler. İstanbul ve Türkiyenin işgal altındaki köyleriyle, memleketin öbür kısmı arasında hiçbir temas yapmaya imkân yoktu. Aradan 30 yıl geçti. O sabahki heyecanımın, şimdi bile gönlümü ürperttiğini duyuyorum.
— Acaba Yunanlılar mı taarruza geçtiler?
— Belki de bizimkiler...
Tarihte hiçbir perde, bu kadar ağır bir kader sırrı üstüne inmemiştir. Ne Rumca ve Ermenice gazetelerde, ne İngiliz veya Fransız ağzı konuşanların sözlerinde merak giderici bir yayıntı bile yoktu.
— Canım biz taarruz edebilir miyiz? Daha geçenlerde Fethi Bey mütareke aramak için Londra’ya gitti. Ummam  ki böyle bir delilik yapalım.
— İhtimal ne cepheyi ve ne de cephe gerisini tutamaz hale geldikleri için bir son çare aramışlardır. Hepimiz Mustafa Kemal’in dehasına inanırdık. Onun her şeyi, vara olduğu kadar, yoka da çevirecek bir zar atmayacağını biliyorduk.
Fakat nasıl haber almalı idik?
Bütün günümüz, adeta merak sancısı içinde geçti. Yalnız yemekten değil, düşünmekten kesilmiştik. Zırhlıları ile, tümenleri ve alayları ile Birinci Dünya Harbi düşmanlarının zaferi, hâlâ İstanbul’un sularında ve sokaklarında idi. Bir tek umut, bir avuç askerde[2] ve Mustafa Kemal denen bir isimdedir. Kapkara perdenin arkasında yalnız onların yaklaşıp uzaklaşan hayaletlerini sezinliyorum.
Nihayet Rumca gazetelerden ilk rivayetler çıktı, biz, taarruza geçmiştik ve başımızı Yunan ordusunun çelik kayasına boş yere çarpıp duruyorduk.
Türk ordusunun bir taarruz savaşına girmiyeceği fikri bizim kuşağımız için değişmez gerçeklerden biri idi. Ordumuzun kahramanlığına bel bağlardık, fakat onun ancak dayanma mucizeleri verebileceğini sanırdık. Onun son destanları 1877 harbinde Plevne, 1912 harbinde Edirne, sonra da Çanakkale idi. Rumca gazetelerin haberi ile, merakımız biraz azalsa bile, kaygımız ateş gibi yanıyordu.
Zaman geçtikçe umutsuzluğumuz arttı. Havadis duyurmakta Beyoğlu gazetleri ile yarış eden ve üstüste kasabalar alındığı rivayetlerini uyduran bir Türkçe sürüm gazetesine kızıyorduk.
Taarruz sökmüş olsa, bir tebliğ verirlerdi. Durduk mu?, geriledik mi? Ah, hiç olmazsa bi iki kasaba alsak da öyle dursak...
Bir iki kasaba alıp durmayı nimet saymaya başlamıştık. Az da olsa bir başarıyı, halk güvenini artırma yolunda kullanmak kolaydır. Bu bir edebiyat işidir. Fakat ya hiç birşeyyapamadıksa, ya geriledikse?
Mustafa Kemal’e kızanlar ağızlarını açmışlardı bile...
Akşam üstü gene beynimizin içinde aynı burgu, kalbimizin içinde aynı ağrı Büyükada’ya gidiyordum. Aydınlık, ferah bir ağustos akşamı... Köpüklü, uyanık ve neşeli bir deniz. Güverte, tıkabasa dolu... Türkçe konuşmayanlarda, birbirinin sözünü kapan bir sevinç var. Sadece bu sevinç, bizi yıkmaya yeterdi. Ne olmuştu? diye sormaktan korkuyorduk.
Bir fena şey vardı. Kimseye bir şey sormaksızın onu zihnimizde hafifletmeye uğraşıyorduk. İhtimal durmuştuk. Belki de bir iki noktada gerilemiştir.
Ordu bozulmamışsa bundan ne çıkardı? Yunanlılar da artık bitkin bir halde değil mi idiler? Aşağı yukarı bir uzlaşma yapabilirdik. Bu da, elbette Sevres Antlaşmasından daha iyi olurdu.
Fakat içimizdeki sorunun, kimseden aramaya cesaret edemediğimiz cevabı kendiliğinden yayılıverdi : Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bütün karargâhı ile beraber esir olmuş...
Keder insanları öldürmez derlerse bu söze inanınız. Kalb denen şeyin ne dayanıklı bir maddeden yapılmış olduğunu ben, o akşam üstü Büyükada vapurunun güvertesinde öğrendim.
Türkleri Büyükada Yat Kulubü’nden kovmuşlardı. Yalnız bir iki sırnaşık, yolunu bularak içlerine sokulabilmişlerdi. Bunlar, o akşam cezalarını çekmişlerdir. Çünkü kulüpte, Mustafa Kemal’in esir olması şerefine kulübün bütün şampanyaları patlıyor ve Türkler de dağıtılan kadehleri içmeye zorlanıyordu. Ada sokakları çoluk çocuğun çığlıkları ile geçilmez bir hale geldi.
Ölümü bir uyku, rahat bir uyku gibi arıyarak sabahı ettik. İlk vapurun en görünmez köşesine sığınarak iki büklüm Köprü’ye indik.
Bütün Türkleri, yas içinde bulacağımı sanıyordum. Meğer ne kadar soysuzluğa uğramışız. Acaba sokaktakilerin hepsi, şu veya bu muhipleri cemiyeti[3] üyeleri mi idi? Bizimkiler utançlarından evlerinde mi kalmışlardı? Bu gülüşler, bu çırpınışlar, bu el sıkışlar ne idi?
Meğer bütün karargâhı ile Başkomutan Mustafa Kemal değil, Yunan Başkomutanı Trikopis esir olmuş...
Size, kalbin ne kadar dayanıklı bir maddeden yapılmış olduğunu yukarıda söylemeseydim, burada söylerdim. Bir çocuk gibi sıçramaya başladım. Habere, havadise, telgrafa koşuyorum. Hani dün kızdığımız o sürüm gazetesi yok mu, meğer resmi tebliğlerin kilometrelerce gerisinde imiş. Yunan ordusunu yok etmişiz ve İzmir’e giriyormuşuz.
Ben, ömrümde hiçbir edebiyat eserinde, ordulara ilk hedeflerinin Akdeniz olduğunu bildiren günlük emri okurken duyduğum zevki duymadım. Bu, bütün heyecanların üstünde bir heyecan veren, bütün şiirlerin ünstünde bir şiirdi. Ne olmuştuk, biliyor musunuz? KURTULMUŞTUK.
Ah Mustafa Kemal, Mustafa Kemal, sana ölünceye kadar o günün sevincini ödeyebilmekten başka bir şey düşünmiyeceğim.
Konuşmak için dilim, yazmak için kalemim tutuldu...
İşte, ATATÜRK’ü beğenmeyenlerin okuyup da ibret alacakları anılar bunlar. Büyük bir içtenlikle o günleri olduğu gibi gözümüzün önüne getiriyor. O karanlık ve umutsuz günleri. O Türk ordusunun taarruz gücünün bulunmadığı iddia ve kabul edilen, Türk’ün kendi vatanında sığıntı haline düşmüş olduğu günleri.
Bugün ATATÜRK’ü beğenmeyenler, ne gariptir ki, o günlerde de Mustafa Kemal’i beğenmiyorlar, Ankara’nın bir macera peşinde koştuğunu ileri sürebiliyorlardı...
Bugün aynı kişiler, bir taraftan “uçak ve tank yapacağız” diyenlerin[4] aşağılık şakşakçıları[5] diğer taraftan da şeriatın özlemcileridir. Gülerim ben bu gibi bedbahtlara...
·        ATATÜRK olmasa idi siz bugün tank ve uçak değil kürek sapı yapmak (veya yapmamak) durumunda olurdunuz!..
·        O karanlık günlerde Mustafa Kemal ve onun devrimci, kurtarıcı ruhu olmasa idi, bugün Anadolu da Orta Asya gibi esir bir vatandı Türklere.
·        Bugün Anadolu’nun kadını da Fizan’da olduğu gibi peçeli bir yaratıktı.
·        Bugün bizler de din ile yobazlığın farkına varamadan yetişip ölen kişilerdik.
***
Bugünlere, Osmanlı’nın o son ve perişan günlerinden (1922) geldik. Kıymetini bilelim ve Cumhuriyetçi Demokrat çizgide birleşelim.

Mehmet Arif Demirer 30 Ağustos 2018



[1]Italikyazılar Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya adlı kitabından, italik olmayan yazılar ise benim yazdıklarım
[2] Büyük Taarruzda yaklaşık 100 bin asker.

[3]İngiliz Muhipler Cemiyeti gibi Yabancı Ülkeler ile Dostluk Dernekleri olarak kurulmuş İtilafçı görüşte cemiyetler.
[4]ATATÜRK’ü Sevemeyenlerden Siyah Lekeler ve Biz’in ilk baskısı 1976 yılında yayımlanmıştı. O tarihte Erbakan uçak yapmaktan bahsediyor, onun Devlet Bakanı Hasan Aksay’ın gazetesi Milli Gazete ise gazetesinde siyah lekeleri oluşturan yazılar yayımlatıyordu. 
[5]Özellikle Milli Gazete









28 Ağustos 2018 Salı

Hedefi ‘Cumhuriyetçi–demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları "MEHMET ARİF DEMİRER" (26 Ağustos 2018)

Hedefi ‘Cumhuriyetçi – demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları
No 2018/33-34 – 26 Ağustos 2018
Bayram Hediyeleriniz Hazır
Reşit Galip Caddesi No 101/10, Gaziosmanpaşa, Çankaya, ANKARA
demirer@kemalizm1938.org     0312 446 2045 – f. 0312 436 8036          demirer@dp1946.org

AMASRA OTELLERİNE BAYRAM TATİLİ İÇİN BAYRAMIN 2. GÜNÜ GELİNİRMİŞ
Amasra’da güler yüzlü tok gözlü insanlar ama çok çirkin binalar var. (Bir örnek, bkz. sayfa 2)
DOLAR 6, BENZİN 7 LİRA, T. C. VATANDAŞLARINI DURDURMADI
İlk beş günde yollarda can verenler 102.

GÜNGÖR URAS 
ARTIK YAZILARI-SÖYLEŞİLERİ İLE ARAMIZDA OLMAYACAK
M. KOCADON
BODRUM’da 1/2 LİTRE SUYU 15 LİRAYA SATANLAR TİC. ODASI ÜYESİ DEĞİLSE
Hiçbir yaptırım yokmuş. Bunu söyleyen Ticaret Odası Başkanı ↑ Mahmut Kocadon.
***
KOFİ ANNAN’ın ÖLÜMÜ KILIÇDAROĞLU’NU ÇOK ÜZMÜŞ
CHP Genel Başkanı 2002 – 2004 Yıllarını Türkiye dışında geçirmiş olmalı. Bkz. Annan’ın arkasından yaptığı açıklama (sayfa 3)
TRUMP İLE BRUNSON PAZARLIĞI NASIL YAPILMAZ, NASIL YAPILABİLİR?
RUSYA ARTIK STRATEJİK ORTAĞIMIZ - ABD KISKANIYOR, NATO İSE ??? 

TÜRKİYE’de DEĞİŞMEYEN KURBAN BAYRAMI GÖRÜNTÜLERİ artık DEĞİŞMELİ
EKLER:
CELAL BAYAR - YANLIŞ HESAP YAPARAK FIRSAT YİTİREN MUHARREM İNCE
19 TEMMUZ 1974 GECESİ GÜNGÖR URAS İLE BİR YOLCULUK
BAYRAM HEDİYELERİNİZ (2 Kitap + 1 Dergi) için bkz. sayfa 3.
KİTAP& PUL (Bkz. sayfa 4)
X. MİLLETLERARASI BİZANS TETKİKLERİ KONGRESİ TEBLİĞLER KİTABI
AMASRA OTELLERİNE BAYRAM TATİLİ İÇİN BAYRAMIN 2. GÜNÜ GELİNİRMİŞ

Amasra’da güler yüzlü tokgözlü insanlar ama çok çirkin binalar var. Bunun ↓ gibi.
Biz arife günü Amasra Çınar Restoran’da 25 liraya balık yerken, 15 liraya yarım litre fıçı bira içerken 26 çeşit ot ve sebzeden yapıldığı söylenen (ben17 saydım) Amasra salatamızın keyfini çıkarırken Hürriyet’te Bodrum ile ilgili manşet şöyle idi: 9 Gün Fırsatçıları.
Bodrum Ticaret Odası Başkanının “ince belli bardakta 18 liraya çay satan fırsatçıları” anlatan açıklamaları ile çok uygunsuz bir fotoğrafı birinci sayfadaki manşetin devamı olarak 8inci sayfada idi. Ben yukarıdaki biraz daha uygun bir fotoğrafını buldum Sayın Başkan’ın.
Amasra turizmi yurtdışından gelen Türkler ve onların Alman arkadaşları ile birinci gün kurbanını kesip tatilini bayramın ikinci günü başlatanlara yönelik.
Mevsim çok kısa. Binalar çok çirkin. Bir örnek: Kaldığımız otelin önündeki Günter Seher Oteli. Sahibinin Alman Günter olduğunu düşündük ama değilmiş, Amasralı bir Türk’müş.
Bayramın ikinci günü Ankara’ya dönerken Mengen’de Aşçızade Restoranın kapalı olduğuna üzüldük; üst üste 4 gün balık-salata-bira üçlüsünün yeterli olduğunu düşündük; Ankara – Amasra – Ankara yolculuğunda sağımız-solumuz devamlı yeşil olduğu için çok mutlu olduk.
GÜNGÖR URAS ARTIK YAZILARI-SÖYLEŞİLERİ İLE ARAMIZDA OLMAYACAK
Güngör Uras ile 19 Temmuz 1974 gecesi THY’nın Ankara’dan kalkan son uçağı ile İstanbul’a giderken, uçakta yan yana oturmuş ve tanışmıştık. Daha önce. DPT’de uzaktan gördüğümü hatırlıyorum. O uçuş ile Türkiye’nin tüm meydanları trafiğe kapanıyordu. Sabah erkenden Kıbrıs’a gidiyorduk.
Güngör Uras terbiyeli ve bilgili bir DPT Uzmanı idi. Hep öyle kaldı. Yazılarında kimse ile kavga etmeden, gerçekleri göz ardı etmeden, nabza göre şerbet vermeden, olduğu gibi yazdı. 3 Nisan 2018 tarihli yazısında da Türkiye’nin dış borcunun aşırı derece yüksek olduğuna işaret ederek bugünlerin gelmekte olduğunu açıklamış.
O gece, ATATÜRK Hava limanı park yerinde bıraktığım arabam ile bomboş Boğaziçi Köprüsünde 100 km/st hızla geçerek Moda’daki evine bıraktığımı hatırlıyorum.
Güngör Uras, ne zaman bir email ile bir şeyler sordu isem hemen cevap vermiştir. Değerli bir arşivi vardı. Yokluğunu önemle hissedeceğiz.
KOFİ ANNAN’ın ÖLÜMÜ KILIÇDAROĞLU’NU ÇOK ÜZMÜŞ
Üzgün üzgün attığı tweeet:
"Yaşamını yitiren Nobel Barış Ödüllü Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ı, Kıbrıs barışı için verdiği mücadele dolayısıyla hep saygıyla hatırlayacağız."
27 Ağustos günü Sayın Kılıçdaroğlu’na son yayımladığım Kopenhag’da Neler Oldu? kitabını gönderecek ve Denktaş’ın 15 Nisan 2004 tarihli TBMM Konuşmasını okumasını önereceğim.
TRUMP İLE BRUNSON PAZLIĞI NASIL YAPILMAZI, NASIL YAPILABİLİR?
Hitler gibi bir deli 330 milyonluk ABD’nin Başkanı. Karısı ile bile kavgalı. Hitler’den tek farkı Yahudiler ile ilgili. Hitler Yahudi düşmanı idi. Bu, Yahudi hayranı. Nasıl bukadar zengin olmuş ben anlamıyorum.
Trump ile medya üzerinden pazarlık yapılmaz.
Trump ile “Ver Hakanı al Papazı” da yanlış olur. Gariban Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısını boşuna heyecanlandırmış olursunuz.
Trump iş adamı. Paradan anlar. Onun için hazır elinizde geçerli bir AİHM Kararı var. Uygulayacağınızı ve Karar doğrultusunda Cargill’in Orhangazi’deki (yarım saatte İstanbul’a ulaşılabilen uzaklıkta) fabrikasını kapatacağınızı fısıldarsınız kulağına, derhal yumuşar çünkü Cargill’den korkar. Cargill’in parası daha fazla.
Papaz da 12 Ekim’de çıkacak kararı bekler. Daha sonra AYM’ye gider. Orada bir kolaylık yaparsınız olur biter.
CHP Bursa milletvekilleri AİHM’nin Kararını ne zaman kamuoyuna getirecekler, merakla bekliyorum. Neden suskun kaldıklarını da çözemiyorum. Bazı gariplikleri anlamak çok zor.
RUSYA ARTIK STRATEJİK ORTAĞIMIZ – ABD KISKANIYOR, NATO SUSKUN
Putin’in konukları: Çavuşoğlu, Akar ve Fidan.
Güncel Yazılarımı gönderdiğim saygın kişilere sesleniyorum: Adreslerinizi bildiriniz aşağıdaki sırt sırta bitişik, iki ön-kapaklı, kitap ile 2018/5 sayılı dergiyi adınıza imzalayıp göndereyim Ya da Reşit Galip Cad. 101/10, Çankaya, Ankara adresine teşrif ediniz.
Genişletilmiş 3. Baskı Uzun bir Yaşama sıkışmış 52 Kitap
İstanbul Eylül 1955 – Dünya Bankası ve IMF’in Genel Kurulu& 5 Uluslararası Kongre
1 KİTAP &4PUL
X. MİLLETLERARASI BİZANS TETKİKLERİ KONGRESİ TEBLİĞLER KİTABI

6 Eylül 1955 gecesi o 4 saatte (20:00 – 24:00) yaşanan olaylardan 9 gün sonra İstanbul’da, Cumhurbaşkanı Bayar ve Başbakan Menderes’in himayelerinde yaklaşık 400 kişinin katılımı ile X. Milletlerarası Bizans Tetkikleri Kongresi’nin toplandığını, 7 gün süren Kongre’nin sonunda konuklarımızın iki grup halinde 6 gün süre ile yurtiçi gezilere (İzmir – Efes ve Ankara – Göreme) gittiklerini, PTT Genel Müdürlüğü’nün Kongre münasebetiyle pul çıkardığını ve 1957 yılında Kongre Tebliğlerini içeren 400 sayfa kitabı da bastırdığımızı biliyor muydunuz? Ve, Kongre’ye en çok delegenin Yunanistan’dan geldiğini: 49?
Son Başbakanbu manşeti ezberlemeli. Ekonominin gücü işte bu. Derin Kriz Ortamı.

20 Ağustos 2018 Pazartesi

Mehmet Arif DEMİRER "Hedefi ‘Cumhuriyetçi – demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları No 2018/33 – 19 Ağustos 2018 Amasra’ya Balık ve Salata Yemeğe Geldik…" 20 AĞUSTOS 2018-PAZARTESİ, ANKARA

Hedefi ‘Cumhuriyetçi – demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları
No 2018/33 – 19 Ağustos 2018
Amasra’ya Balık ve Salata Yemeğe Geldik…
Reşit Galip Caddesi No 101/10, Gaziosmanpaşa, Çankaya, ANKARA
demirer@kemalizm1938.org     0312 446 2045 – f. 0312 436 8036          demirer@dp1946.org
No 33, gelecek hafta No 34 ile birleşerek daha kapsamlı olacak. ‘Dolar = 6, Benzin = 7 liraya nasıl tatil yapılırmış’ hesabını da yapmış olacağız. Bugün Diriliş Postası meydan okumuş.

Neler olacağını göreceksiniz!

Trump’ın dediği gibi, “Uzun zamandır Amerika’ya dost gibi davranmayan” büyük Türkiye ile gurur duyuyoruz.



Neler olacağını göreceksiniz!
Trump’ın dediği gibi, “Yakında neler olacağını göreceksiniz!” Dünya liginde dengeleri değiştirip oyun kuran Türkiye’nin cesur halkı, sadece Türkiye’yi değiştirmek değil, artık dünyayı değiştirmek için çıktıkları bu büyük yürüyüşte hep birlikte tarih yazıyor.
“Birileri bizi güya ekonomi, yaptırım, kur, döviz, faiz, enfl asyonla tehdit ediyor. Onlara diyoruz ki; oyununuzu gördük ve meydan okuyoruz. Biliyoruz ki iman varsa, imkân da vardır. Milletimiz, bugüne kadar nice ihanetleri, nice tuzakları hep imanıyla boğmuştur. Kısa çöpün uzun çöpten hakkını bir gün mutlaka alacağına inandık, inanmayı sürdüreceğiz. Dünyayı sömürerek kendilerine refah düzeni kuranlara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Hem cesareti hem aklı olan bu milletin karşısında duracak hiçbir fani güç tanımıyoruz. Hiç kimse bu milletle, bu ülkeyle oynamaya kalkmasın. ‘Ya olacağız, ya öleceğiz’ diyerek hedefl erimize doğru yürüyen bir milletiz.”
Başkan Recep Tayyip Erdoğan / 18 Ağustos 2018 AK Parti 6. Olağan Kongresi
JEOPOLİTİK HAFIZA
Hicret
Hayber
Karahanlılar
Gazneliler
Malazgirt
Selçuklu
Anadolu Selçuklu
Kudüs
Osmanlı
İstanbul
Kut'ül Amare
Çanakkale

7 Ağustos 2018 Salı

Hedefi ‘Cumhuriyetçi–demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları "MEHMET ARİF DEMİRER" (No: 2018/31–5 Ağustos 2018) Al Gülüm Ver Gülüm: ABD’ye MİSİLLEME Mİ? TAKAS MI, PAZARLIK MI, YOKSA İŞ BİRLİĞİ Mİ?

Hedefi ‘Cumhuriyetçi – demokrat TÜRKİYE’ olan Dergi’nin Güncel Yazıları
No 2018/31 – 5 Ağustos 2018
Al Gülüm Ver Gülüm
Reşit Galip Caddesi No 101/10, Gaziosmanpaşa, Çankaya, ANKARA
demirer@kemalizm1938.org 0312 446 2045 – f. 0312 436 8036 demirer@dp1946.org
ABD’ye MİSİLLEME Mİ? TAKAS MI, PAZARLIK MI, YOKSA İŞ BİRLİĞİ Mİ?
YASTIK ALTINDAKİ DOLARLARDAN MEDET UMANLAR
ENFLASYON YÜZDE YİRMİYE DAYANDI, FAİZLER YİRMİYİ DE AŞTI
ZAMLAR YAĞMUR GİBİ
DIŞ BORÇLAR SİLİNDİR GİBİ
Bu koşullarda yatırım, istihdam, büyüme vs. tepetaklak olur, kriz kapının eşiğine kadar gelir.
AKP İKTİDARININ MUHALEFET PARTİLERİNİN KARNESİ AKP İÇİN “PEKİYİ”
Dört muhalif partinin içinden bir muhalif parti çıkar mı? Cevabı ikinci sayfada.
EKLER:
ECEVİT’in KURDUĞU 3 ÇOK AYIPLI, 1 AZ AYIPLI, 4 HÜKÜMET
BAĞIMSIZ – HALKÇI – MUHALİF GAZETE YURT’ta BİR MENDERES DÜŞMANI
Sosyal demokratlar YURT’ta dün çıkan yazı gibi Menderes karşıtı yazılarla on altı yıldır Merkez Sağ seçmenini AKP’ye yapıştırdı. Ben tek başıma açıkta kaldım !
AKP İKTİDARININ MUHALEFET PARTİLERİNİN KARNESİ AKP İÇİN “PEKİYİ”
Hafta içinde tüm yandaşların birinci sayfalarında bu fotoğraf vardı.

Tek başına iktidar sürecinin on altı yılının sonunda AKP’liler yatıp kalkıp,“Allah’ım bize böyle muhalefet partileri verdiğin için sana bin kere teşekkür ediyoruz” diyorlar.
Alttan başlayalım:
· HDP, PKK ilişkileri nedeniyle muhalefet partisi olmaya vakit bulamıyor.
· MHP, Cumhur İttifakı nedeniyle muhalefet değil, iktidar ortağı gibi.
· İyi Parti, kimlik arayışları içinde bocalıyor.
· CHP ise muhalefet partisi görevini bırakarak Olağanüstü Kurultay toplayamama sorunu ile boğuşuyor.
Böyle olunca AKP, son derece rahat, iktidarın keyfini çıkarıyor.
SONSÖZ: Türkiye’nin acilen İYİ bir muhalefet partisine ihtiyacı var.